Anladım ki, kendime aidim!
Kendimi paylaşamıyorum kimseyle. Ve kimseyle paylaşamayacak kadar çok seviyorum kendimi. Anladım ki ben, kendimi kıskanıyorum başkalarından. Bu yüzden tek kişilik çoğunlukla düşlerim. Bu yüzden kahvemi, sigaramı tek başıma içmeyi seviyorum. Bu yüzden kime gidersem gideyim, kendime dönüyorum. Bu yüzden rahatsız uyuyorum başkalarının koynunda. Ben bana sarılmayı çok seviyorum. Anladım ki birileri olsun yanımda ama gitsin mutlaka. Ben bana kalayım istiyorum. Bu yüzden kalamıyorum kimselerin hayatında. Bu yüzden, gitmeye gelmişim herkesin hayatına! Anladım ki bencilim fazlasıyla; ne istersem o olsun, istemezsem olmasın istiyorum. Anladım ki kendime dönüyor dünya!
Sevişirken de bencilim zaten! Alınca istediğimi bitsin istiyorum! Tüm vahşiliğim geçici... O aşk uğruna herşeyi yapabilirliğim yalan... Ona bağımlıymışım, onsuz yaşayamazmışım gibi duruşum... Aslında gerçek ama, gerçek olan her an gibi, geçici! Geçmeden önceki son ana kadar son derece gerçek ama. Ben anların kadınıyım anladım! Seninle ölmek istediğimi söylemem gerçek ama o anda sadece... Anların kadınıyım dedim ya; senin çocuklarını doğurmak istemem gerçek ama, o an! En az, bir sonraki an senin çocuklarını doğurmak istemeyişim kadar gerçek!
Ey hayatından geçtiğim... Tatlı bir iz bırakasın diye geldin zaten giderken, tatlı bir iz bırakman için gitmen gerek! O yüzden inanmadım sözlerine ve o yüzden yalan söylüyorsun zaten sende. ben istediğim için ve zaten bu rolü de sana ben yazdığım için! Bana olan herşey benim yüzümden!
Yağmur yağıyor... Camı açtım kokusunu duymak için yağmur suyunun ıslattığı toprağın. Canım birden değişmek istedi! Aslında hiç bir şeyin değişmediği sanan sadece biziz! Her şey değişiyor! Biz aynı kaldığımızı zannettiğimiz için, değiştiğimizi fark edemiyoruz ve bu yüzden hep aynı kalıyoruz! Neyse, canım birden değişmek istedi. Bunları yazan kadın olmak istedim bir an! Bunları yazan kadını bilmezsiniz...
Bahçeye çıkıp yağmurun altında öylece durasım geldi... Üşendim şahsen ve yağmurda durdu zaten. Bir kaç kararsız damla düşüyor artık toprağa, düşmekle düşmemek arasında, onun da sesi beni tatmin etmeye yetmiyor. Ama pardon bi dakka! Düşmekle düşmemek arasında kalan damla olur mu? Yani nasıl olur? Ne saçma! Ne yani, tam yolun yarısında, üstelik hava yolunun “ben düşmekten vazgeçtim mi” diyecek, bi de damla? Of ya, of ya, kendime inanamıyorum! Kesin evde kaldım ben! Bu zekada bi adamı nereden bulacağım da evleneceğim? Dikkat edin “çok zeki” demedim! “Bu kadar zeki” dedim! Kapiş?
Neyse uykum geldi! İki kahraman kıyıp, bir kaç da hikaye yakınca yoruldum biraz! Yarın uyanacağım bir de face"de çete savaşları oynayacağım. Bir kaç tane daha kumarhane satın almam lazım. Bir ara gidip anneme de çete savaşları oynamayı öğretmem lazım. Canı sıkılmasın! Şu gülüyor gibi duran resmime de çok sinir oldum! Sigarayı da bırakmalıyım... Başka bir şeye başlamalıyım. Ahhhaaa “haydi hep beraber yeni bir başlangıç yapalım” diyecek kadar sevgi pötürcüğü değilim şu an. Hatta yeni başlangıçlardan çok sıkıldım. Of ya bu yazı nasıl bitecek bilmiyorum. Şimdi yine “ne yazdın yani” diye soracaklar. Ben de “bilmiyorum” diyeceğim. Ama zorlayacaklar, illa bir şey demem gerekiyormuş gibi. Hani yazdım ya, illa bi şi demem lazım. Ben de bu sefer saçma sapan bir şeyler söyleyeceğim. Muhtemelen bir dediğimi bir daha diyemeyeceğim çünkü ne dediğimi hatırlamayacağım dolayısıyla çelişkili ifadeler kullanacağım, her seferinde başka bir şey uyduracağım, pardon diyeceğim. Halbuki ben “ne yazdınız” dan sonra, benim de, “bilmiyorum” dediğimden sonra, “niye yazdınız” sorusunu uygun buluyorum. Ben olsam böyle sorardım. Evet, evet! Hatırladım; soru sormak istiyorum! Reha Muhtar"a sormak istiyorum! Şimdi “neden Reha Muhtar” diyeceksiniz. Yine “bilmiyorum” demek istiyorum. Çünkü gerçekten bilmiyorum. Aaaaaaaaaa sanırım artık merak da etmiyorum. Düşündüm de bir an, yani olmaz! Aslında ben Reha Muhtar"a gidip hala hafızamdan silemediğim köşe yazısına ithafen; “babasız bir kadınım ben, hadi sev beni, bakalım başarabilecek misin” demek istiyorum! Ama yanlış anlamayın ben işin aşk kısmıyla ilgilenmiyorum. Sevgiyle ilgileniyorum. Aslında ben ağlamak istiyorum! Çok moralim bozuk! Daha fazla yazmak istemiyorum. Kendimi çok yalnız hissediyorum. Ben bir adamın gelip sadece beni sevmesini de istemiyorum! Ben benim için dünyayı değiştirmesini istiyorum! Bütün hayallerimi gerçekleştirsin istiyorum! Yani benim gerçekleştirmemin zor olduklarını ve sadece benim için! Gidip ağlayacağım! Ha bir de, geçenlerde sattığım 95 model dökük blazer jeepimi de geri alsın!
alıntı y. pulat