ŞİLE - HaftaSonu Şileye Akmaya Ne Dersiniz?

şile istanbul

Her iki köprüyü kullanarak Avrupa yakasından Anadolu yakasına geçenlerle, zaten Anadolu yakasında oturup tüm aileyi aracına dolduranlar, otobüsler, motosikletliler tek sıra günün erken saatlerinden itibaren Şile’nin yolunu tutuyorlar. Güzergâh sonunda sadece Şile yok tabii. Kimi daha Şile’ye gelmeden keşfettiği koylara, Riva’ya kaçamaklar yaparken, birçoğu rotayı yolun devamında yer alan diğer nefes borularına çeviriyor. Kabakoz, Ağva ve diğerleri sıcaktan bunalan, stresten yorulan bedenlere doping kaynağı oluyor. Şile denince ilk akla gelenler Şile Deniz Feneri, Şile Bezi, Şile Kalesi, Akşam güneşi, Ağlayan Kaya Mağaralarıdır ama şimdi geçin bunları bir kalem. İlgi, özlem, her şey Şilenin alabildiğine uzanan parlak kumsalına, sığ denizine.

Daha Şile’ye girmeden sola ayrılan yol başında gişeler ve görevliler “hoş geldiniz efendim”lerle karşılıyor sizi, giriş ücreti olarak 12 milyon liranızı alıp, otoparklı plaj sahasına buyur ediyorlar. İlk kez geliyorsanız Tanrım bu ne kalabalık? Yoksa burası Cin Halk Cumhuriyeti mi? Demenize neden olacak bir panorama sizi kökten sarsıyor. Ne var ki bu kalabalıktan hiç ama hiç kimse rahatsız görünmüyor her araç sahibi bir araçlık yer bulduğu anda mıntıkaya yerleşiyor. Bu kâh denize uzak bir nokta veya otoparkın ta gerilerinde bir yer olabiliyor..

Süratle yayılıp, beraberlerinde getirilenler piknik sofrası hazırlanıyor. Mangallar yakılıyor, ateşi yelleyenler, kanatları ızgaraya dizenler, yoldan alınan ekmekler, çeşme başında yıkanmış domates, biberler, pet şişelerde sular göze ilk çarpanlar oluyor. Araçların yanı başında yanan mangallara, araçların üzerine konulan kamping tüp ocaklarda katılıyor, yemek sonrası devreye girecek olan semaverler çaylar demlenmeye başlıyor. Bagajlardan çıkarılan battaniyeler, çarşaflarla gölgelikler yapılıyor veya gerçek çadırlar kurulup yemek sonrası rehavet uykularına geçiliyor.

 

Bu araçların bulunduğu kumsalın gerisindeki durum. Bir de kıyı bandı, yani kumsalda ki yaşam var. Güneşliklerle renk cümbüşünü andıran Şile kumsalı şemsiye denizi görünümü ile coşkulu görünümüne coşku katıyor. Aralara serpiştirilmiş şezlonglar da var. Kumu görmenin neredeyse imkânsızlaştığı plaj, deniz içinde yüzmekten ziyade diz boyu suda ayakta duranlarla ilginç bir hal alıyor. 10 metre aralıklarla dizilmiş cankurtaran kuleleri çevresinde 10 bini aşkın deniz sever, ızgara kokuları dumanları arasında tatillerini yapıyorlar. Aslında Şile’ye gelmek öyle çok kolay olmuyor. Sabırsız olduğu kadar sinyal verme alışkanlığı bulunmayan pazar sürücülerinin toplu seyri ile geçilmeye çalışılan yol tüm genişletme çalışmalarına rağmen hala gidişte ve akşam dönüşünde sorun yaratıyor. Doğrusu buya. Şile - İstanbul arası metro veya toplu taşıma ulaşımı daha şimdiden kaçınılmaz gibi görünüyor.

 

Tatil severlerin tüm amaçları bir an evvel Şileye gidip akşam trafiğine kalmadan dönüşe geçebilmek. Şile’nin plajı bu kadar değil, Şilenin her yeri plaj. Örneğin ben denize kumsaldan girmeyeceğim diyorsanız, Şile kayalıkları, Şile dalgakıranı, Şileye komşu diğer koylar hepsi sizi buyur ediyor. Özellikle Dalgakıran da güneşlenip Şile sahiline bakarak, denize girenler nispeten daha temiz bir suda kalabalıktan uzak ücretsiz bir deniz banyosu alabiliyorlar. Dalgakıranda yüzer restoran tekneler de var, ekonomik boyutta balık, midye tava, ekmek arası yiyecekler yapıyorlar, süper manzara, tekne serinliği ile yemekler yenebiliyor. Büfeler içecek ihtiyaçlarını karşılıyor. Limanın biri “Liman” diğeri “Artane” olmak üzere iki büyük balık restoranı da hizmet veriyor. Şileye ilgi böylesine büyük, böylesine kalabalık olunca talepleri karşılamak için adım başında yemek yiyecek bir yerler, seyir teraslı lokantalar kafeler bulunabiliyor.

 

Şimdi biz merkeze gelmeden önce sahilden ayrılıyor. Gerek araçla gerekse yaya olarak geldiğimiz limandan yukarı tırmanıyor, Şile’nin cıvıl cıvıl çarşısına dalıyoruz. Sağlı sollu evler, aralarda eski olup restore edilerek makyajlanmış olanlar, dükkânlar, butikler, lokantalar, dondurmacı, pastane, emlak ofisleri çeşitleriyle dükkânlar devam ediyor. Dışardan baktığınızda albenisi pek belli olmayan lokanta ve kahvelerin içine girince anlıyorsunuz özelliklerini. Birçoğu iskeleler üzerine kurulu ahşap teraslı, balkonlu olup, yukarıdaki satırlarda cümlelerle çizmeye çalıştığım plaj tablosunu uzaklardan seyreden manzaraya, daha doğrusu göze sığmayan panoramaya sahip. Ne yediğiniz pek önemli olmasa da 3 tane çöpe dizili, yanında taratorlu midye tava, soğuk bir bira bile manzaranın keyfine varmanıza yetiyor. Gerisi size kalmış. İster balık, ister et, ister bir küçük şarap veya soğuk bir meşrubat, bir de patates tava.

 

Çarşının butikleri yöreye has Şile bezi bluzlar, etekler, geceliklerin satıldığı yerler olunca yerli yabancı hanımların gözdesi oluveriyorlar. Şile bezi kumaş olarak Şileye yakın bir başka köy olan Kabakoz’da dokunuyor. Yıllardan beri Pazar Şile’de kurulduğu için köylüler dokudukları kumaşları Şile pazarına getiriyorlar. Kumaş da bu nedenle Kabakoz bezi değil Şile bezi olarak anılıyor. Şile bezine tekrar dönmek üzere ilçe merkezine olan yürüyüşümüze devam ediyoruz. Solumuzda belediye devamında Mısırlı Hadice Hanım Hazretleri 1287 tarihli suyu akmayan çeşmesi sonrasında, Şile bezi üzerine motif işleyen bir genç kız heykeli, tek sıra araç parkı dikkat çekiyor. Pazar kalabalığından payını almak isteyen birkaç köylü yöresel ürünleri açtıkları tezgâhlarda satmayı beklediği görülüyor. İlçe merkezi bir tarafında yeni yapılan kocaman bir cami, diğer tarafında İstanbul Şile arası yolcu taşıyan otobüslerin terminali.

 

Kalkış saatini bekleyenler ve de omuz omuza vermiş lokantalar, dürümcüler, İskender, döner, lahmacun, pide, tavuk aklınıza gelen her şey var olduğu fast food lokantalar. Mecburi duraklardan sayılan bu dairesel meydan özellikle gençlerin büyük ilgisini çekiyor. Gezmeye, denize, güneşe daha çok zaman ayırmak isteyenler, motosikletçi gruplar kasklarını (başlıklarını) çıkardıkları gibi masalara yerleşiyor, hızlı servislerle kısa sürede yemek problemlerini en ekonomik koşullarda hallediyorlar. Çarşının olduğu gibi, meydanın da plaja çıkan inen yokuşları geçitleri bulunuyor. Sonuçta her yol meydana çıkıyor, her yol plaja iniyor.

Şile Deniz Feneri


 

Şile’nin hemen hemen her yerinden görülebilen deniz feneri 08.Ağustos.

1856 tarihinde hizmete girmiş. İstanbul Boğazının en kritik yerlerinden biri olan mevkide hizmet veren renkli taşlarla inşa edilmiş olan fener, Fransız fenerler idaresi tarafında yapılmış Türkiye’nin en büyük feneri olma özelliğine sahip. Denizden 60 metre yükseklikte olup 19 metre yüksekliğindeki fener kulesi cihazıyla beraber günümüzde orijinalliği ile korunmaktadır. Şehir cereyanı ile çalışıp ışığı 20 mil mesafeden görülebilen fener çevresinde ise günübirlik ziyaretçilerin dinlenme parkı olarak ziyaret ettikleri Kavala Parkı bulunuyor.

Şile’de Foto Safari


 

Ağlayan Kaya, Akşam Güneşi Mağarası, ilginç kaya yapıları, deniz fenerinin farklı açılardan görünümleri, tepelerden Şile’ye bakış açıları, liman içinde suya vuran yansımalarıyla teknelerin çeşitli görünümleri, ağ onaran balıkçılar, denize açılan tekneler, martıların süzülüşleri ile renklenen, hareket kazanan dalgakıranın değişik açıları ve buna benzer gün batımıyla estetik kazanan, renk efektleri ile değişen kompozisyonlar tahmininizden fazla film sarfiyatınıza neden olacak unsurlar olarak değerlendiriliyor.

Görülecek yerler


 

Kale Bizanslıların inşa ettiği kale 10×10 metre kare genişlik 12 metre yüksekliğinde denizden gelebilecek saldırılara karşı inşa edilmiş Osmanlılarca da kullanılmış. Şehir merkezine 22 km uzaklıkta Bizans dönemi eseri olan Hasanlı Köyü yakınlarında ki Sarıkavak Kalesi, Yeşil Vadi yakınlarında Heciz Kalesi görülebilir. Şile Kalesinin bulunduğu Ocaklıada Mağarası, büyüklüğü doğallığı ile görmeye değer özellikte olup Ada önceleri karaya bağlıyken dalgaların etkisi ile ana karadan kopmuş ada hüviyeti kazanmış.
Meşrutiyet Köyünde bulunan Mağaraaltı Mağarası doğal güzelliği ile Sofular Köyü Mağarası İzmit ‘te bulunan Hıristiyanların Romalılardan kaçarken kilise olarak kullandıkları bir mağara olarak biliniyor. Mağara içinde 20 km lik bir koridor, su kaynakları yer alıyor. Ağlayan kayalar Şile fenerinin 600 metre gerisinde kayalar arasında çıkan su kaynağıdır. Kumbaba tepesi Şileye 2 km uzaklıktadır. Bizans Döneminin Kum banyosu amacıyla kullanıldığı bilinmektedir. Hanımsuyu Çeşmesi, Şile’den 11 km uzaklıkta ki Bizanslılar tarafından yaptırılmış 600 yıllık geçmişe sahip Kabakoz Köyü Çeşmesi, Yeniköy de kemer köprüler, Liman bölümünde kızlar Hamamı ve eski hamam Şile’de bulunan tarihi eserlerden bazılarıdır.

Tarihçesi

 


Şile ismi kekik olarak anılan aroması yüksek bir bitkiden almış. Halk arasında İstanbul kekiği olarak biliniyor (Origanum Heracleoticum). Şile M.Ö.7. yy la uzanan tarihinde Frig, Roma, Bizans, Selçuk ve Osmanlı uygarlıklarına ev sahipliği yapmış. Bölgeye ilk yerleşenlerin Bitinler olması bölgenin Bitinye olarak anılmasına neden olmuş. Türkler Osmanlılar döneminde yerleşmeye başlamışlar. Yöre 500 yıl Osmanlı hükümdarlığında kalmış. 1918 Mondros antlaşması ile İngilizlere bırakılmışsa da Kurtuluş savaşı sonrası 1922 de Şile’de tekrar Türkler egemen olmuş. Cumhuriyetin ilanı ile beraber Belediye yapılmış. Tabiat ve kültür varlıklarının zenginliği, turistik potansiyelin kapasitesi günümüzde de Şile gözde tatil beldelerinden biri olma özelliğini sürdürüyor.

 

ŞİLE’YE ULAŞIM

Şile İstanbul‘a 60 kilometre uzaklıktadır. İstanbul Avrupa Yakasından Fatih Köpr

üsü’nü geçerek yola çıkanlar Ümraniye Şile çıkış bağlantı yolundan devamla Ömerli istikametinde yeni Şile Yolu’ndan devam ederek 45 dakika ulaşabilirsiniz.

Üsküdar Şemsipaşa’dan Şile ve Ağva’ya giden “139A” numaralı otobüsler ile gelebilirsiniz.

KUMSAL VE DOĞAL PLAJLAR :

Şile merkez olarak 10 km. uzunlukta bir kumsala sahip olmakla birlikte Karadeniz kıyısında 60km.lik bir uzunluğa sahiptir.

MAĞARALAR :

Sofular Mağarası :

 

 

Sofular köyü mağara burnu mevkiinde İstanbul F23-d1 paftasında 100m.uzunluğunda +17 m. yüksekliğinde, yatay ve kuru bir mağaradır. Roma dönemine aittir.

Meşrutiyet Mağarası :

 

 

Şile meşrutiyet köyünde İst.F23-d1 paftada 40m.uzunluğunda -3m. derinliğinde yatay ve kuru bir mağaradır

Meşrutiyet Yarığı :

 

 

 Meşrutiyet köyü f23-d1 paftada 9m. Uzunluğunda -1m.derinliğinde yatay ve kuru bir mağaradır.
Ekşioğlu Mağarası : Şile çayırbaşı köyünde F23-d2 paftada 75 m. Uzunluğunda -18 m. Derinliğinde dikey ve yatay şekildedir.

Karabeyli İnleri :

 

 

Karbeyli köyü elmalıtarla mevkiinde 5-15 m. şeklinde 5 ad. İn vardır.

Sığır Çopulu Mağarası :

 

 

Sortullu köyü mevkiinde F23-d3 paftada 30 m. Uzunluğunda -6 m. Derinliğinde yatay ve kuru bir mağaradır.


Gölcük İni :

 

Sortullu köyü F23-d3 mevkiinde 10 m. Uzunluğunda -0.5 m. Derinliğinde yatay ve kuru bir indir.

Radıç Çopulu :

 

 

Göksu köyü ile hacıllı arasında 20 m. Uzunluğunda 20 m. Derinliğinde F23-c4 paftasında dikey ve kuru bir mağaradır.


Eski Köy Yeri Mağarası :

 

Sortullu hacıllı arasında 50 m. Uzunluğunda -12 m. Derinliğinde kısmen dikey ve çoğunlukla yatay olup kuru bir mağaradır.


Yukarı Kışla Mağarası :

 

40 m

. Uzunluğunda -3m. Derinliğinde İnkese mağarasının 100 m. Batısındadır.

İnkese Mağarası :

 

Sortullu köyünün 1.5 km. güneyinde hacıllı köyünün 3 km. kuzeybatısında F23-d3 paftada 355 m. Uzunluğunda kollarıyla 500 m.yi bulmaktadır -80 m. Derinliğe ulaşır yatay bir mağara olup kısmen suludur.


Suşıkan Mağarası :

 

İnkese mağarası ile bağlantılı olup 45 m. Uzunluğunda +5 m derinliğindedir.

Soğuksu Mağarası :

 

 

Hacıllı köyünün 500 m. Doğusunda 58 m uzunluğunda -1 m. Derinliğinde yatay aktif sulu bir mağaradır F23-c4 paftadadır.


Gürlek Mağarası :

 

Hacıllı köyünün güney doğusunda F23-c4 paftada 241 m uzunluğunda +40 m derinliğinde yatay ve yarı aktif bir mağaradır.


Gökmaslı Mağarası :

 

20 m

. Uzunluğunda +2 m yüksekliğinde gökmaslı köyünün 300 m batısında yol kenarındadır yatay ve kuru bir mağaradır.

ŞİLE DENİZ MAĞARALARI


 

Şile adalarından ocaklı adanın batısında OCAKLIADA MAĞARASI, Şile limanının doğusunda TERSANE(YALI) MAĞARASI, Şile burnunun güneyinde FENERALTI(FUSA) MAĞARASI, Şile harman kaya burnu batısında AKŞAM GÜNEŞİ MAĞARASI, Şile doğusunda Yay burnu güneyinde TAVANLI 1 MAĞARASI, TAVANLI MAĞARASI, ayrıca Kabakoz deniz inleri, kilimli inleri, malkaya deliği gibi bir çok mağara vardır.

ŞELALELER :


 

Değirmençayırı Şelalesi: İlçeye 33km. uzaklıktaki Değirmençayırı köyünün güney batısında ve Şile-Gebze ilçeleri sınırları üzerinde yer alır. Şelaleye Kargalı köyünden batıya doğru bir saat mesafede yürüyerek ulaşılır. Şelalenin yüksekliği 8 m., genişliği 30m. kadardır. Değirmençayırı şelalesinin kuzeyinde yaz aylarında suları kuruyan 15m. yükseklikte akan Şarlak Şelalesi adı verilen bir şelale daha vardır. Tüm bu şelaleler yapılan araştırmalara göre genç faylanmalar sonucu oluşmuştur.


ONBİR GÖLLER VADİSİ:


İlçenin görülmeye değer önemli doğal güzelliklerinin yer aldığı alanlardan biriside Onbir Göller Vadisi’dir. Hacıllı Köyü yakınlarındadır. Köydeki su değirmeninden doğuya doğru Göksu kolu olan Değirmendere Vadisi, 500m. Takip edilirse birinci göle ulaşılır. Vadinin devamında büyüklü küçüklü göl eğim kırığı/şelale ikilime onbir defa tekrar edilir.

İlçenin en önemli turistik ve doğal fizyoterapi doktoru denen Kumbaba Tepesi, 60 rakımlı kırmızı - turuncu renkli, demir/bakır alaşımlı ve radyonktriteli kumları olan bir tepedir. Kumbaba Tepesi zirvesinde Kumbaba’nın mezarı vardır. (Kumbaba gerçek ismi belli olmayan bu tepeyi keşfedip romatizmal hastalıkların tedavisinde kullanan kişidir.) Yapılan araştırmalarda Bizanslılar tarafından “Güneş Hamamı” olarak kullanılmış, saray gemileriyle yaz aylarında buraya gelerek güneş banyosu alırlarmış . Burasını, ismi meçhul olan Türk (Kumbaba) bir kimyager gibi etüd etmiş ve Şile Kumluğunun natür ile tedavi için uygun bulmuştur ve bir çok hastanın tedavisinde kullanılmıştır.

Turizm bilincinin gelişmesiyle birlikte artan turizm hareketlerine bağlı olarak ilçenin ilk turistik belgeli konaklama tesisi 1953 yılında Kumbaba Motel adıyla hizmete girmiştir. Sonraki yıllarda artan talebe cevap vermek amacıyla 20′den fazla Otel/Motel (ev pansiyonları ve kampingler hariç) birçok turistik amaçlı tesisi hizmete açılmıştır.

Ağlayan Kaya :

 

 

Ağlayan Kayalar, Şile Feneri’nin 600 metre gerisinde, taşlar arasından çıkan bir su kaynağıdır. Akış biçimi ağlayan bir insanın gözyaşlarına benzetildiği için bu adı almıştır.

Kumbaba Tepesi :

 

 

Kumbaba Tepesi, Şile’ye 2 km uzaklıktadır. Bizans döneminde kum banyosu yeri olarak kullanılan bir bölgedir. Bölgenin kumu romatizmal hastalıkların tedavisinde yararlıdır.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !